Araştırmanın Amacı ve Önemi: Bu çalışmanın amacı, yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde çalışan
hemşirelerin yaşam sonu kararlarına ilişkin tutumlarını değerlendirmektir. Yaşam sonu kararları etik açıdan
karmaşık bir konu olup hemşirelerin bu kararlara yönelik tutumlarının belirlenmesi, etik karar verme
süreçlerinin geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır.
Gereç ve Yöntem: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki bu çalışma, Temmuz-Ağustos 2021 tarihleri arasında
İstanbul’da bir özel sağlık grubuna bağlı altı hastanede yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini yenidoğan
yoğun bakım ünitelerinde görev yapan 103 hemşire oluşturmuştur. Veriler, sosyodemografik ve mesleki
özellikleri içeren Katılımcı Bilgi Formu ile hemşirelerin yaşam sonu kararlarına ilişkin görüş, tercih ve
uygulamalarını değerlendiren Yoğun Bakımda Yaşam Sonu Kararları Anketi kullanılarak yüz yüze görüşme
yöntemiyle toplanmıştır.
Bulgular: Hemşirelerin %75,7’si ötanazi uygulanması görüşüne, %76,7’si yaşamı destekleyen tedavinin
sonlandırılmasına ve %74,8’i tedaviye başlanmaması görüşüne katılmamıştır. Vaka senaryolarında
katılımcıların büyük çoğunluğu yaşamı sonlandırmaya yönelik uygulamalara karşı olduğunu belirtmiştir.
Ayrıca hemşirelerin %62,1’i rehber kuralların yararlı olacağını, %65,0’i ise profesyonel olarak hazırlanmış
rehberleri kullanmak istediğini ifade etmiştir.
Sonuç: Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde çalışan hemşirelerin yaşam sonu kararlarına ilişkin görüşlerinde
yaşamın korunmasına yönelik yaklaşımın baskın olduğu belirlenmiştir. Etik danışmanlık hizmetlerinin
güçlendirilmesi ve klinik rehberlerin yaygınlaştırılması, etik karar verme süreçlerinin desteklenmesine
katkı sağlayabilir.
Anahtar Kelimeler: Etik, hemşire tutumları, yaşam sonu dönem, yenidoğan, yenidoğan yoğun bakım ünitesi.
JEL Kodları: I12, I18, I19.
Araştırmanın Amacı ve Önemi: Literatürde benzerine rastlanmamış olan bu çalışmanın amacı, iş sağlığı
araştırması sırasında tesadüfen saptanan ve otizm spektrum bozukluğu (OSB), diabetes mellitus (DM)
tanısını öz bildirim olarak veren bir çalışanın sıvı tüketim özelliklerini incelemek ve bu durumun iş sağlığı
açısından önemine dikkat çekmektir.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Şanlıurfa’da mobilya sektöründe çalışan işçiler arasında yürütülen tanımlayıcı
bir araştırmanın analizi sırasında tesadüfen fark edilen katılımcının özellikleri sunularak yapılmıştır.
Araştırmada 319 çalışana sosyodemografik özellikler, sağlık durumu, çalışma koşulları ve su tüketim
alışkanlıklarını değerlendiren bir anket uygulanmıştır. Veri analizi sırasında aşırı sıvı tüketimi bildiren bir
katılımcı belirlenmiş ve bu katılımcının OSB ve DM tanılarını öz bildirim olarak verdiği görülmüştür.
Bulgular: Katılımcı erkek olup günlük 16.000 mL su ve 5.400 mL diğer içecek tükettiğini, toplam sıvı
tüketiminin ise 21.400 mL/gün olduğunu bildirmiştir. Bu miktar, araştırmadaki tüm katılımcıların ortalama
günlük su tüketiminin (3621,76 ± 2239,71 mL) yaklaşık 4,4 katıdır. Ayrıca öz bildirimle DM tanısı bulunan
diğer çalışanların toplam sıvı tüketimleri 2,6–8,8 L/gün arasında değişirken, OSB+DM bulunan katılımcının
toplam sıvı tüketimi 21,4 L/gün olarak saptanmıştır. Linear regresyon denklemine göre katılımcının beklenen
günlük su tüketimi 9313 ml olarak tahmin edilmiştir, ancak bildirilen günlük su tüketim miktarı daha yüksek
hesaplanmıştır.
Sonuç: Bu çalışma, iş yaşamında birlikte görülen nörogelişimsel ve kronik sağlık sorunlarına sahip çalışanların
varlığına dikkat çekmek amacıyla sunulmuştur. OSB ve DM tanılarını öz bildirim olarak veren bir çalışanda
gözlenen aşırı sıvı tüketimi, iş sağlığı profesyonelleri için farkındalık gerektiren önemli bir durumdur.
Çalışmanın amacı OSB ve DM arasındaki nedensel ilişkiyi açıklamak değil, benzer durumlar iş yaşamında
karşılaşılabileceğini vurgulamaktır.
Anahtar Kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, diabetes mellitus, polidipsi, sıvı tüketimi, iş sağlığı,
nöroçeşitlilik.
Jel Kodları: J28, J14, M12, I12.
Araştırmanın Amacı ve Önemi: Bu araştırmada sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu öğrencilerinin
öğretim elemanlarıyla iletişim algıları incelenmiştir. Bu araştırmanın amacı, sağlık hizmetleri meslek
yüksekokulu öğrencilerinin öğretim elemanlarıyla gerçekleştirdikleri iletişime yönelik algılarını ortaya
koymak ve söz konusu algıların çeşitli demografik özellikler açısından farklılaşıp farklılaşmadığını
incelemektir.
Gereç ve Yöntem: Araştırma nicel araştırma yöntemine dayalı tanımlayıcı ve kesitsel bir tasarım ile
yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini 2023-2024 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören 1148 öğrenci
oluşturmuştur. Veri toplama sürecinde 339 öğrenciye ulaşılmış, 12 kişinin anket formunu eksik
doldurduğu tespit edilmiş olup, 327 kişinin yanıtı değerlendirmeye alınmıştır. Ankette Öğretim
Elemanlarının İletişim Biçimleri Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler geçerlik-güvenirlik analizleri
ve parametrik testlerle değerlendirilmiştir.
Bulgular: Araştırma sonuçları, öğrencilerin öğretim elemanlarının iletişim becerilerine ilişkin
değerlendirmelerinin genel olarak olumlu olduğunu göstermiştir. Yapılan karşılaştırmalı analizlerde
öğretim elemanlarıyla görüşme sıklığının öğrencilerin iletişim algıları üzerinde anlamlı farklılık
oluşturduğu belirlenmiştir.
Sonuç: Elde edilen bulgular, öğretim elemanı-öğrenci iletişiminin eğitim sürecinin niteliği açısından
önemli bir unsur olduğunu ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda öğretim elemanlarının iletişim becerilerini
geliştirmeye yönelik eğitim faaliyetlerinin artırılması ve öğrencilerle etkileşimi güçlendirecek
uygulamaların yaygınlaştırılması önerilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Üniversite öğrencileri, öğretim elemanı, iletişim becerileri, kişilerarası iletişim,
yükseköğretim
Jel Kodları: I23, M12, D83
Araştırmanın Amacı ve Önemi: Günümüzde kronik hastalıklar, doğumsal anomaliler, savaşlar, depremler
gibi krizler sonrasında bireylerin fonksiyon kayıpları ve engellilik oranları giderek artmakta, buna bağlı
olarak sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerine ihtiyaç da artış göstermektedir. Ismarlama protez/ortez
hizmetleri, bireylerin fonksiyonel bağımsızlığı ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla bireylerin ihtiyaçlarına
uygun olarak, kişiye özel cihazların tasarımı, üretimi ve uygulamasının gerçekleştirildiği hizmetlerdir. Bu
çalışma, ısmarlama protez/ortez merkezlerinin teçhizat, yönetim ve denetim boyutlarını sağlık yönetimi
perspektifinden ele alarak Türkiye’deki mevcut durumu ortaya koymayı ve sağlık yöneticileri, politika
yapıcılar ve karar vericilere yönelik öneriler geliştirmeyi amaçlamaktadır.
Gereç ve Yöntem: Bu araştırma, literatür taraması, ilgili yasal düzenlemelerle ISO ve TSE standartlarının
incelenmesine dayanan bir derleme çalışmasıdır. Literatür taramasında Google Scholar, Google arama
motorları kullanılarak ve YÖK Ulusal Tez Merkezi’nde, “ısmarlama protez ve ortez merkezleri” ve “ortez
protez merkezleri” anahtar kelimeleriyle Türkçe ve İngilizce dillerinde aramalar yapılmıştır.
Bulgular: Ismarlama protez/ortez merkezleri, rehabilitasyon sürecinin başarısını doğrudan etkileyen ve
multidisipliner yaklaşım gerektiren sağlık kuruluşlarıdır. İnceleme bulguları, Türkiye’deki ısmarlama
protez/ortez merkezlerinde hizmet sunum süreçlerinin; kalite odaklı yönetim anlayışı, modern teknolojilerin
entegrasyonu, nitelikli insan kaynağı kapasitesi ve kurumsal yönetişim uygulamaları açısından önemli
yapısal ve işlevsel yetersizlikler içerdiğini ortaya koymaktadır.
Sonuç: Ismarlama protez/ortez merkezlerinin etkin yönetimi; ISO (2006, 2016, 2019) ve TSE standartları
(2025), ulusal ve uluslararası mevzuat ile DSÖ kılavuzları (2025) doğrultusunda, kalite yönetimi ilkelerinin
uygulanması, modern teknolojilerin etkin kullanımı ve nitelikli insan kaynağının istihdam edilmesiyle
mümkün olabilir. Sonuç olarak, yönetim ve denetim mekanizmalarının süreç odaklı yaklaşımdan kalite
ve sonuç odaklı bir yapıya dönüştürülmesi; hizmet sunumunda standardizasyonun sağlanması, hizmet
kalitesinin artırılması ve hasta memnuniyetinin sürdürülebilir biçimde geliştirilmesi açısından önemli bir
gereklilik olarak değerlendirilmektedir.
Anahtar Kelimeler: Ismarlama protez ve ortez merkezleri, ısmarlama protez ve ortez hizmetleri, sağlık
yönetimi, kalite standartları, denetim ve standardizasyon.
Jel Kodları: I100, I14, I150, I31, I380, M12.
Araştırmanın Amacı ve Önemi: Endüstri Devrimi sonrasında yaşanan değişimin ve dönüşümün
sağlık üzerindeki etkilerini değerlendirmek bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır.
Gereç ve Yöntem: Çalışma geleneksel derleme şeklinde hazırlanmış olup konuyla ilgili farklı
görüşleri, araştırma bulgularını ve değerlendirmeleri ortaya koymaktadır.
Bulgular: Özellikle Dünya Sağlık Örgütü ve bazı uluslararası organizasyonların iklim değişikliği ve
sağlık ilişkisine odaklanan projelere önem atfetmeleri neticesinde hem politikalar geliştirmeye hem
de uygulama örneklerini zenginleştirmeye dönük çalışmaların arttığı dikkat çekmektedir.
Sonuç: Bütün dünyada giderek daha önemli hale gelen iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki
olumsuz etkilerini önlemeye ve ortadan kaldırmaya yönelik ulusal politikalar geliştirilmesi, çevrenin
korunmasına yönelik çalışmaların yapılandırılması sürecinde insan sağlığını doğrudan etkileyen
unsurların öncelikli olarak ele alınması önerilmektedir.
Anahtar Kelimeler: İklim, iklim değişikliği, plan, politika, sağlık.
Jel Kodları: I12, 114, Q51, Q52, Q53, Q58.